Röportaj: SiberKültür’den, Eren Emre Kanal
Yazar: Volkan Görgülü | Yayın Tarihi:
09 Eylül 2008 | Yorumlar:
10 Yorum
Kategori: Röportajlar
Arkadaşlar röportaj yapmak çok keyifli oluyor ve röportaj maksimum 60 dakika sürüyor ama sonrasında o röportajı metne dökmek vs. çok büyük bir zamanınızı alıyor, örneğin Eren ile röportajımızı metine dökmek ve diğer işlemler toplam 6 saatimi aldı.
Bunları sadece paylaşmak istedim, bir daha röportaj yapmıcam filan demiyorum kesinlikle, çünkü röportajlar sonucu inanılmaz derecede harika bilgiler ortaya çıkıyor ve bu bilgileri sizlere ulaştırmak beni çok mutlu ediyor.
Eren ile Skype üzerinden 35 dakika kadar süren çok keyifli bir röportaj yaptık, röportajın mp3 sürümüne aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz. Röportaj metni ise hemen onların altında.
Not 1: Kayıt stereo, 2 kanallı olduğundan dolayı, Eren ve benim seslerimi duyabilmek için çalışır en az 2 adet hopörlere sahip olmanız gerekmektedir.
Not 2: Sesli sürüm ile metin sürüm arasında konuşma dili ve yazı dili farklarından dolayı bir takım farklılıklar olabilir.
Röportaj Bölüm 1 (24 dakika, 11 MB)
Röportaj Bölüm 2 (12 dakika, 5 MB)
Röportajda geçen bağlantılar ve metin sürümü için yazının devamını okuyabilirsiniz.
Röportajda Geçen Bağlantılar
- SiberKültür
- Web Designer Wall
- Tasarımcılar için SEO Rehberi
- Tasarımcılar için SEO Rehberi
- 2008 Blog Ödülleri
- Grou.ps
- Ning
- Zoque Forumları
- Flickr
- Zoque Forumları
- Drupal
- Drupal Türkiye
- WordPress
- WordPress Türkiye
- Joomla
- Joomla Türkiye
- FriendFeed
- StumbleUpon
- LuckyEye
- Google Talk
- Fatih Turan Röportajı
- Chris Coyier Röportajı
- W3C Validatör
- Web 2.0 ve Kariyer
- Bildirgeç
- TechCrunch
- Mashable
- Webrazzi
- ReadWriteWeb
- Alexa
- FFholic
Röportaj Metni
Herkese merhaba, ben Volkan Görgülü, Web Deneyimleri adlı blogum için hazırladığım bu yeni röportaja hoşgeldiniz.
Bugün hattın diğer ucunda SiberKültür.com‘dan Eren Emre Kanal var. Merhaba Eren.
Merhaba, Volkan. Nasılsın?
İyiyim, teşekkür ederim. Sen nasılsın?
İyiyim ben de, çok teşekkürler
Şu anda Eren bize Amerika’da San Fransisco’dan katılıyor, çok klasik bir soru vardır hani derler ya orada havalar nasıl?
Burada havalar, ilk geldiğimizde gayet benim sevdiğim türde çok fazla sıcak değildi, hatta Ankaradan o yüzden kaçtım bile denilebilir. Şimdilerde o kadar sıcakki dayanılmıyor, insanlar enterasan bir şekilde soyunmak üzerine soyunmak geçiriyorlar.
Anlıyorum, ben öncelikle, bu röportajı dinleyenlere, seninle ilk nasıl iletişime geçtiğimizi anlatmak istiyorum.
WebDesignerWall adlı blogda bir makale yayınlanmıştı, makalenin ismi, Tasarımcılar için SEO Rehberiydi, ben bu makaleyi okudum ve dedimki ben bunu türkçeye çevirmeliyim, bunu ingilizce bilmeyenlerde okumalı.
Çünkü harika bir makaleydi ve türkçeye çevirmeye başladım. Fakat sonra ben bu çeviriyi nerede yayınlayacağım diye düşünmeye başladım, tabi o zamanlar blogum Web Deneyimleri yok. Aklıma hemen SiberKültür geldi.
SiberKültürü takip ediyordum ve Eren Emre ile iletişime geçtim, kendisi paylaşımımı çok sıcak bir şekilde kabul etti, ilk işte böyle iletişime geçtik ve daha sonra ben Web Deneyimlerini açtım, kendisinin bana inanılmaz derecede muazzam destekleri oldu, kendisine buradanda teşekkür etmek istiyorum.
Rica ederim
Ve hemen çok merak ettiğim birşeyi sormak istiyorum, geçen sene, SiberKültür 2008 Blog Ödüllerinde teknoloji kategorisinde 1. oldu,
Evet
Fakat o gün ödülü almaya sen gelmedin, bir başkası geldi, o gün sen neden gelmedin, ne yapıyordun, nerelerdeydin?
Aslında hatırladığım kadarı ile bir başkasıda gelmedi. Çünkü benim gelip gelmeyeceğim tam kesin değildi, ben ayarlamaya çalışıyordum, Eray’ın çok yoğun bir baskısı vardı, gelmelisin diye, fakat ben o sırada Ankaradaydım ve o hafta, hem çalıştığım iş hem de projelerden dolayı, oldukça yoğundu gelemedim alamadım ödülü.
Ama sağolsun Eray bana posta yoluyla gönderdi ödülü, fakat postada da ödül biraz hasar görmüş ona üzüldüm, ama yinede güzeldi.
Bende şimdik duyunca üzüldüm, bunu ilk defa duyuyorum ama yinede çok güzel bir başarı ben seni tebrik etmek istiyorum.
Çok teşekkürler
Bu seneki blog ödüllerindede rakibiz heralde
Eren, peki şimdik tabi şöyle bir şey var, SiberKültürü takip edenler bilirler, bir çok kişide biliyordur bunu, Eren Ankara’da yaşıyordu, fakat San Fransiscoya taşındı ve 15-20 gün oluyor sanırım.
Ben şahsen merak ediyorum neden mesela Chicago değil, neden Manhattan değil, neden San Fransisco? Neden orayı seçtin.
Aslında bu taşınma işleminde ben tek kişi değilim, sen biliyorsun, bazı kişiler biliyor fakat herkes bilmiyor, nişanlımla beraber geldik biz San Fransisco’ya.
Ve iki tercihimiz vardı, Türkiyeden taşındığımızda gidebileceğimiz yerler olarak. Birisi San Fransiscoydu diğeride New York, Manhattan olacaktı. İki seçenek arasında düşününce, ikimiz içinde en uygun şehrin San Fransisco olacağını düşündük, çünkü New York çok daha karışık vs.
Nişanlımın almak istediği eğitimde en iyi okullardan birisi San Fransiscodaydı, dolayısı ile araştırmaya başladık hani New York mu San Fransisco mu diye düşünürken, en sonunda San Fransiscoda karar kıldık.
Anladım yani demekki nişanlının alacağı eğitim bu konuda karar kılıcı unsur oldu
Evet kesinlikle
Peki şimdik orada neler yapıyorsun, bildiğim kadarıyla, Grou.ps‘de çalışıyorsun.
Evet
Grou.ps’de neler yapıyorsun, oradaki sorumluluklarından bahsedermisin bize veya grou.ps nedir? Ben açıkçası bilmiyorum
Grou.ps aslında Ning benzeri, daha da geliştirmeye çalıştığımız bir grup yönetim sistemi.
Her türlü interaktif olayı birleştirmeye çalışan bir ürün, mesela wikiler mesela forumlar, video paylaşımı, fotoğraf paylaşımı, kendi gurubunuzu yönetip, sadece kendi markanız altında bunu geliştirip, kendi guruplarınızı kurup, kendi kitlenize ulaşabileceğimiz bir ürün.
Bende Grou.ps’ta tam zamanlı olarak çalışıyorum. Asıl yaptığım şey kullanıcı arayüzü tasarlama ve kodlama, buna HTML ve CSS’de dahil. Yani Grou.ps’u nasıl daha kullanışlı kılarız gibi şeyleri düşünüp uyguluyoruz.
Bunun dışında Grou.ps temalarınıda ben hazırlıyorum. Aslında Grou.ps halen gelişmekte olduğu için her türlü yeniliğe ve yeni özelliğe ekip olarak tartışarak karar veriyoruz, sorumluluklar oldukça çok yani.
Anladım, peki oradakilerde Türk mü yoksa Yabancılar mı?
Grou.ps, San Fransisco’da şu anda Emre ve ben varız, Emre Sokullu kurucu. Türkiye’de de ekibimiz var, Türkiye’de bir kaç yazılımcımız daha var,
Evet
Onun dışında herhangi bir yabancı çalışmıyor şu anda.
Anladım, çok güzel, benim hep yapmak istediğim işi yapıyorsun, kullanıcı arayüzü geliştirmek ve bunu xhtml ve css’e dökmek, tebrik ediyorum seni, kolaylıklar diliyorum.
Teşekkürler
İnşallah çok güzel başarılara imza atarsın, peki SiberKültür’e baktığımızda 5 yıl diyor, 5. yaşını kutladığını söylüyor SiberKültür.
5 yıl çok uzun bir süre yani nasıl oldu, nasıl başladı, nasıl devam etti ve buraya geldi, kısaca bir anlatabilirmisin?
Tabikide.
Bilgisayar ile genç tanışmanın, internet ile genç tanışmanın verdiği bir şey olsa gerek, ikibinlerin başından beri, o zamanların popüler sitesi Zoque Forumlarında herkes yaptığı çalışmaları listeler, onlardan feedback alır vs.
Bende yaşımın erdiğince birşeyler yapmaya çalışır, bunları devamlı geliştirmeye çalışırdım, o zamanlar, o öğrenci olmanında verdiği bir hevesle, oldukça fazla grafik çalışması, websitesi yapar bunları paylaşırdım.
Sonrasında VisualExperiments.net isimli bir site açtım, bu siberkültürün atası sayılıyor. O zamanların trend isimleri bu şekilde idi. Flickr vs yerine enterasan isimler karizma isimler gibi gelirdi bunlar bize.
Bir iki sene bu alan adında devam ettikten sonra, bir gün tamamen rastgele bir şekilde, aklıma iki tane site ismi geldi, birisi Deneysel.net diğeride SiberKültür.com, bunları kontrol ettim ve kimsenin almamış olduğunu gördüm, ve hemen tabikide aldım.
Deneysel.net’de bir süre boyunca grafik tasarımcıları için minik bir yarışma şekilnde bir uygulamamız olmuştu, bu baya eğlenceli birşeydi. Ondan sonra ona vakit ayıramadığımı farkedince kapatmak zorunda kaldım, SiberKültür’de işte VisulExperiments.net’den SiberKültüre dönüştü, ve bu şekilde devam ediyor.
Anladım, peki SiberKültür’e baktığımızda, Drupal altyapısını kullanıyorsun, peki neden WordPress ya da Joomla değilde neden Drupali tercih ettin? Sonuçta SiberKültür gördüğüm kadarı ile WordPress altyapısını kullanabilecek bir site.
Evet kesinlikle.
Ama daha öncesinde SiberKültür daha gelişmiş bir blog, belki biraz portala kayan bir yapıdaydı çünkü o zamanların ihtiyaçları bu şekildeydi, mesela SiberKültür’de bir kullanıcı üyelik sistemi vardı, herkes üye olabiliyordu, kendi profillerini yaratabiliyordu, hatta SiberKültür üzerinde kendi yazılarını yayınlıyabiliyorlardı.
Ancak zamanla bunu yavaş yavaş kaldırmayı biraz daha trende yönlenmeye ve sadece kendim yazmaya karar verdim, dolayısı ile o yüzden daha bir blog gibi oldu.
Drupalden önce, bir arkadaşımın yazıp, kodladığı ASP bir sistemde çalışıyordum. Sonra araştırdım ben böyle böyle birşey istiyorum deyince, Drupal en güzel bir sonuç olarak çıktı karşıma ve Drupalde kaldım.
WordPress olsaydı, bu kadar esnek yapabilirmiydim bilmiyorum çünkü Drupal’e, o kadar alıştım ki her zaman herşeyi istediğim şekilde yapabiliyorum, birde SiberKültürün geleceğindeki yapı, eklentiler vs. düşününce Drupal daha iyi bir seçim olmuş gibi geliyor bana.
Anladım yani Drupal WordPress’den daha esnek bir yapı sunuyor diyorsun.
WordPress sadece blogla kısıtlı kalıyor gibi geliyor bana. Drupal ile istediğiniz herşeyi yapabiliyorsunuz, bir portalda olabiliyor, web 2.0 uygulamasına destekde olabiliyor, çaktırmadan bir blogda olabiliyor, kısacası tam bir içerik yönetim sistemi.
Peki Joomla nerede kalıyor?
Açıkçası Joomlayı denedim, gerçi Drupalden çok daha sonra denedim fakat neden bilmiyorum Joomlaya alışamadım, Drupal’de gördüğüm kaliteyi göremedim, zaten Drupal’i takip edenler bilir, bu tür içerik yönetim sistemleri yarışmalarında devamlı birinciliğe oynar.
Anladım, çok teşekkürler bu bilgiler için
Rica ederim
Peki, şimdik şöylede bir şey var, ben Web Deneyimlerini açtığımda bir anda ilgilenmem gereken, bir çok yeni mecra oluştu, Web Deneyimleri için yazı yazıyorum, fakat aynı zamanda, FriendFeed var, FriendFeed’deki yorumlar var sonra mesela Twitter‘ı kullanıyorum, Twitterdaki yorumlar var.
Bir yandan istiyorum yaptığım paylaşımları StumbleUpon‘da paylaşayım. Yani bir sürü mecra, bir sürü dinamik yapı var. Biliyorumki sende bunlarla uğraşıyorsun, birebir konuşmada da sormuştum sana, nasıl başa çıkıyorsun bunlarla sen?
Eğer tam zamanlı bir işin varsa bütün bunlarla ilgilenmek gerçekten zor, yani bu konuda yapılabilecek bir şey yok çünkü eve geldiğinde bitmiş bir halde oluyorsun.
Evet
Ama ben yaklaşık yedi ay kadar, tam zamanlıda olsa evden çalıştım, dolayısıyla çok daha rahattım, birde sorumluluk duygum gelişmiş olduğu için ve evde olduğum için işlerimi bir ofis ortamından çok daha rahat bir şekilde yapabiliyordum, çok daha kısa zamanda halledebiliyordum.
Böylece kendim için ve projelerim için ayırabileceğim zaman oldukça fazla oluyordu, ama zaten SiberKültürün bana getirilerini düşününce bunları yapmam gerektiğini diyorum ve bir şekilde bunlara ek zaman ayırarak, daha fazla şey yapmaya çalışıyorum,
Anladım, doğru yani, bir şekilde bunlarda, bir insanın blogunu duyurmasına yarayan, tamam blogunda yorumlar aracılığı ile bir takım iletişimlerde bulunuyorsun, fakat FriendFeed’den de iletişimlerde bulunup yeni insanlar kazanabilirsin, Twitterdan da yeni insanlar kazanabilirsin, veya StumbleUpon’dan veya bu tip Web 2.0 uygulamalarından da yeni insanlar kazanabilirsin.
O nedenle, bunları kullanmak hakikaten güzel, bunlara dediğin gibi, ciddi bir vakit ayırmak lazım.
Peki, ben şunuda merak ediyorum, Türkiye’de LuckyEye adlı bir ajansta Web UygulamalarıYöneticisi olarak çalışıyordun ve mesela günde görüyordumki SiberKültür’de üçtane paylaşım olmuş ve ne zaman baksam Google Talk‘ta çevirimiçisin, ben diyordum nasıl bu kadar şeyi yapabiliyor.
Hem biliyorumda LuckyEye’da da çalıştığını, nasıl zamanını programlıyorsun, zamanını nasıl yönetiyorsun diye sorayım sana.
Benim, yukarıda bahsettiğim gibi bir zaman kavramım vardı, ama ofis içersindeykende şöyle bir şey vardı, normalde, çoğu kişinin uyguladığı birşeydir diye tahmin ediyorum, çalışırken, atıyorum aynı okuldaki gibi bir saat çalışırsınız, sonra 5 – 10 dakika mola verirsiniz, bu şekilde çalışma performansınız artar.
Ben o molalarımı yani aralarımı daha fazla SiberKültüre yöneltiyordum, SiberKültürde birşeyler yazmak açıkçası benide rahatlatıyordu, kafamı rahatlatmama neden oluyordu, bu sayede günde daha fazla SiberKültürle ilgilenebildim.
Yani dışarı çıkıp hava almak vs. gibi şeyleri daha az yapmaya başladım, bilmiyorum asosyalliğemi kaçıyor biraz ama, ilgilenmem gerektiğini düşündüm çünkü çok boşladığımı düşünüyordum Sbierkültürü ve bu şekilde bir çalışma yapıyordum.
Anladım, teşekkürler. Peki bu LuckyEye’da sorumlulukların nelerdi? Web Uygulamaları Yöneticisi olarak, neler yapıyordun?
Ben LuckyEye’daki web ekibinin başındaydım, web uygulamalarını yapan ekip ve tasarım ekibinin işlerini ben planlıyordum, onun dışında web ekibinde insanların takıldığı yerlerde onlara yardımcı olup yol gösteriyordum, yeni bir projeye başlarken projenin teknik kısımlarını, müşteri ilişkileri ve içerik kısmı hariç, teknik kısımlarını ben planlayıp, arkadaşlarla paylaşıyor bazende nasıl yapılması gerektiğini gösteriyor, bazende ben kendim yapıyordum,
Anladım
İşte bunlara hangi içerik yönetim sistemi ile hangi dille yapılacağı ne gibi teknolojiler kullanılacağı gibi şeylerde dahil ve oldukça sorumluluk gerektiren bir görevdi bu neyin nasıl ve neden olacağını bilemniz ve bunu insanlara anlatmanız gerekiyor.
Bir nevi öğretmenlik eğitmenlik gibi birşeydi bu, neyseki LuckyEye, çalışanlarının birbirleriyle çok fazla çatışmalarının olmadığı bir şirket, daha sıcak bir ortamdı ve yaptığımız işten zevk alabiliyorduk, zorlanmadan yapabiliyordum yani
Anladım, insanlarada bir şeyler anlatmak kolay bir iş değil yani
Kesinlikle
Peki, şimdik ben Fatih Turan’lada röportaj yaptım, Chris Coyier ilede röportaj yaptım, onlarla konuştuğumuz bir konuyu seninlede konuşmak istiyorum,
Konu şu, bu web standartlarını kullanmak, anlamlı HTML etiketlerini kullanmak yani günümüzde hala ne yazık ki, özellikle Türkiyede bir çok insan tablolu tasarım denilen olayı kullanıyorlar, bu table tr td kombinasyonunu kullanarak tasarımlarını koda döküyorlar.
Fakat 2008 yılına geldik, Anlamlı HTML etiketleri kullanmak gibi bir kavram var, Web’de zaten daha anlamlı olma yolunda ilerliyor, senin bu konudaki düşüncelerin nelerdir?
Şu anda herkesin yakındığı bir konu var, biliyorsun, Web 2.0 ile gelen ve Web 3.0 ilede devam edeceğini düşündüğüm bilgiyi nasıl daha iyi işleyebiliriz.
Bu konuda web standartlarının dolayısı ile anlamlı etiketlerin çok büyük faydası var, ayrıca web standartlarının engelliler için getirdiği çok güzel kolaylıklar var, dolayısıyla standartlara uymak sadece tarayıcı kaygısı değil, bu tür artılarıda beraberinde getirecektir, dolayısıyla evet uymanız gerekiyor.
Fakat, son zamanlarda farkettiğim bir şey bazılarımız W3C validatörüne uycam diye canını çıkartıyor, saatlerini harcıyor, belkide yaptığı iş üç katına çıkıyor, veya bazı site özelliklerinden kaçınmak zorunda kalıyor, bence bu tür delicesine standart bağımlılığıda çok doğru değil yani birşeyi yapabileceğiniz yoldan yapmak şu an için en iyisi gibi gözüküyor.
Çünkü gelişen bir mecranın içindeyiz fakat olabildiğince standartları kullanmak gerekiyor, bence bu işte standartları iyi bilmek olabildiğince uygulamak, engellilere kolaylık sağlayacak şeyleri unutmamak ve hedef kitlenize ulaşabilmek çok önemli, sonuçta Google’ı düşünün, validatörden geçemiyor bile, 68-70 tane filan hatası çıkyıor,
Ama işte insanların bir şekilde web standartlarından öte XHTML ve CSS geliştirme olayını öğrenmeleri lazım table tr td bilgilerini kenara atıp, çöpe atıp XHTML ve CSS geliştirme yöntemlerini öğrenmeleri bir çok açıdan onlara büyük kolaylıklar sağlayacaktır,
Kesinlikle
Mesela bir örnek vermek istiyorum.
Kardeşimin arkadaşı x bir şirkette çalışıyor ve şirket duyduğuma göre çok güzel paralar kazanıyormuş, kardeşimin arkadaşı bana şirketin bir uygulamasından bir oturum açma sayfası gönderdi, arkaplanda bir resim var ve table tr td mantığı ile yapılmış, resmi 10 parçaya bölmüşler o tdlerin içine koymuşlar.
Bende baktım ve dedim bu böyle yapılmaz, XHTML ve CSS ile çok daha güzel geliştirilir, ama işte adamların bu umrunda değil bakıyorlar, bu çalışıyor mu çalışıyor, ben bundan para kazanıyormuyum, kazanıyorum, ama halbuki yani, işte XHTML ve CSS kullansalar çok daha performanslı olabilir projeleri.
Olabilir değil olur. Örneğin HTTP istekleri düşer, sayfanın boyutları düşer, daha hızlı çalışır diye düşünüyorum web uygulamaları, sen bu konuda böyle örnek verebilirmisin, veya ne düşünüyorsun bu söylediğim hakkında? Bu şirketlerin tutumu hakkında?
Aslında bu klasik bir şirket görüşü, şirketler için zaman eşittir para, standartlara uymaksa zaman gerektiriyor, herkesde bunu kabul ediyordur eminim, tablolarla çalışmak eskiden beri geldiğinden çok daha rahat bir esneklik sağladığı için ve farklı tarayıcılardaki uyumlara çok fazla zaman harcamadığınız için çok daha kısa sürede bitiyor.
Divlerle çalışmak ise biraz daha yorulmanız, biraz daha düşünmeniz, biraz daha stratejik çalışmanız, gerekiyor. Buda işverenin işine gelmiyor çünkü buna harcıyacağı zmaanla bir web sitesi daha çıkartabilir belkide.
Belkide, şirkete kızmak saçma aslında, o gayet doğal iç güdüleri ile para kazanmak için haraket ediyor, fakat onu yönlendiren birileri olursa belki daha iyi şeyleri, web standartlarını denyebilecek.
Getirilerini bilmesi gerekiyor, ona ne gibi artılar getireceğini bilmesi gerekiyor ve şu anda Türkiye’de bunu ona yapmasını söyleyen birileri yok. Onu bu şekilde zorlayacak birileri yok.
Biliyorsunuz yurtdışında çoğu sitenin artık erişebilirlik kurallarını koyması gerekiyor, footerında bununla ilgili bilgiler vermesi neler yaptığını anlatması gerekiyor, ve bu bir kanun.
Türkiyede henüz böyle bir şey yok. Türkiye henüz yolun çok daha başında diye düşünüyorum özellikle HTML vs kodlamasında, işi yapanlar henüz kendi biliçlerinde olmadığı için işi yönetenlerde bunun peşinden çok fazla koşmuyor.
Anladım, söylediklerin çok doğru peki şimdik şöyle birşey söyliyeceğim, bildiğim kadarıyla son zamanlarda SiberKültür sayesinde bir çok freelance iş yaptın. Bu işler nasıl gelişti, ne gibi işler yaptın, ne gibi hizmetler verdin, istekler nasıl oldu?
SiberKültür’e başladığım zmanalarda bunu tamamen keyfi bir şekilde yapıyordum, hala keyifli bir şekilde yapıyorum, ama bir dönem geldi, az önce soruda sorduğun gibi zamanımı iyi yönetemedim ve SiberKültüre yaklaşık 1 sene kadar yazamama durumuna geldim.
Çok fazla çalışıyordum ve çok fazla SiberKültüre vs projelerime zaman ayıramıyordum, sonradan farkettim ki etrafıma baktığımda insanlar bir şekilde bundan güzel getiriler alıyor ve hani senelerdir bu sektörün içindeyim ama doğru düzgün bir çevrem olmamış dolayısıyla tekrar uğraşmak istedim ve son bir senedier düzenli olarak, SiberKültür’ü iyi bir yerlere getirmeye çalışıyorum.
Aslında çok daha iyi bir yerlerde olabilirdi ama o büyük ara kötü etkiledi diyebilirim.
SiberKültür’de detaylı makaleler yazınca genellikle insanlara yol gösterince birilerinin mutlaka farketmesini sağlıyorsunuz, buda SiberKültür’de Blog Yazmak ve Kariyer isimli bir yazıda geçiyor.
SiberKültür sayesinde ben bir kaç tane tasarım işi ve bir kaçtane web sitesi kesme işi aldım. İnsanlar genelde iletişim formundan ulaşıp böyle bir hizmet verip vermediğimi soruyorlar ve şartları konuşup anlaşıyoruz.
Bir keresindede WordPress teması yapmak için anlaşmıştım, bütün bu işler aslında, ben hiçbir şekilde iletişim bilgisi vermezken sadece footerda bir tane iletişim linki varken oldu, ona rağmen insanların bu kadar ilgi gösterdiğini görmek SiberKültür’ün tasarımını biraz değiştirmeme neden oldu, biliyorsun işte yukarıya hakkında ve iletişim bilgilerini koydum. Böyle daha çok geri dönüş alıyorum diyebilirim.
Eren peki şimdik sana şunu sormak istiyorum, bir çok insan web ajansında çalışmanın nasıl bir şey olduğunu merak ediyor, genelde insanlar freelance çalışıyor ve web ajanslarında neler olup bitiyor merak ediyorlar, bu konuda bizi aydınlatabilirmisin?
Hem freelance hem de web ajansında çalışmış bir insan olarak şunu söyleyebilirim ki ajansta çalışıyorsanız kesinlikle takım çalışması nedir, bir ekiple nasıl çalışılır, nasıl davranmalısınız bilmeniz gerekiyor, çünkü tek başınıza değilsiniz.
Çoğu zaman buna bencillik ve koltuk kavgası gibi şeylerde dahil olabiliyor, bunlardan olabildiğince uzak durmanız gerekiyor, eğer işinizi en iyi siz yapıyorsanız zaten hakkettiğinizi alırsınız,
Ajanslarda çalışırken bazı teknik standartlarda olabiliyor, bazı kurallar oluyor elbet. Bu kurallara mutlaka uymalısınız çünkü orada yaşıyorsunuz, orası sizin bir eviniz oluyor ve bu şekilde götürmeniz gerekiyor.
Mesela dosya sistemi yapıları dahi olabiliyor, SVN dediğimiz teknoloji dahi olabiliyor. Mesela ben LuckyEye’da önce bir grafik tasarım ajansında çalışıyordum, onların tüm dosya sistemi DVDlerden oluşuyordu ama LcukyEye’da herşey harddisk üzerinde tutulur, iki farklı dosya sunucusu üzerinden çalışılır,
Veya yine LuckyEye’dan bir örnek vereyim, her websitesi bir SVN sunucusunda tutulur, SVN nedir bilmeyenler için şunu söyleyebilirim, SVN, bir takım halinde çalışmanızı sağlar ve bir dosya sistemindeki, tüm gelip giden verileri, tüm değişiklikleri hafızasında tutar, dolayısıyla sizinle bir başkası aynı dosya üzerinde çalışırken bile birbirinizin yaptıklarını ezmemenizi sağlar.
Dediğim gibi LuckyEye’da her web sitesi, bir SVN sunucusunda tutulur, tüm test çalışmaları burada yapılır, her web sitesi, SVN sunucularıda intranette kendi web sitelerine bağlı olur. Bu Google.com yazdığınızda aynısının local bir versyonu olması gibi birşey, tüm yaptıklarınızı browser üzerinden yerel olarakda görebilirsiniz, bütün işlemlerinizi tamamladıktan sonra onayınızı alıp canlıya atıp tekrar test edebilirsiniz.
Anladım peki sen kendin mesela projelerini, diyelim SiberKültür’de bir paylaşım yapıcaksın bunu nasıl klasörlüyorsun veya nasıl yönetiyorsun dosyalarını veya mesela işler yapıyorsun bu işlerdeki projeleri nasıl klasörülüyorsun, nasıl çalışıyorsun?
SiberKültür çok uzun bir zamana yayıldığı için başından bir düzenle getiremedim ve o şekildede gitmiyor ne yazıkki fakat yeni çalışmalarımı olabildiğince klasörlemeye çalışıyorum, mesela işlerim adında bir hardiski sadece bunun için ayırdım.
Yaptığım her markanın bir klasörü bulunuyor, her markanın içinde bir PSD klasörü oluyor, bir içerik klasörü oluyor, birde WWW kalsörü oluyor, burada da web sitesi ise web sitesinin tüm dosyaları güncel hali ile burada tutuluyor. Ayrıca köklü bir değişiklik yapmam gerekiyorsa bunları rarlayıp backup alıyorum.
Ama yakında bilgisayarımı vs düzenliyebilirsem bir SVN sunucusuna geçmeyi düşünüyorum kendim için
Anladım, peki her gün mutlaka ziyaret ettiğin bir web sitesi ya da blog mutlaka vardır, bunlardan en böyle söyliyebileceklerini bizimle paylaşırmısın.
Tabikide, eskiden fena healde bir Bildirgeç fanatiğiydim ama son zamanlarda Bildirgeçin yakaladığı popülerite ve kalitesinin düşmesi nedeniyle ne yazıkki fazla bakamıyorum, ama yinede günde bir kere açmaya çalılıyorum Bildirgeç’i.
Bunun dışında çok fazla şu siteye gireyim diye açtığım, site yok ne yazıkki, çünkü RSS artık herşeyde var ve RSS tede hani benim çok fazla takip ettiğim web siteleri yok, çünkü RSS’i takip etmek bile günlük işleyiş içerisinde oldukça fazla vakit alıyor.
Ama hani söylemek gerekirse mesela TechCrunch, Mashable, Webrazzi ve ReadWriteWeb var. Bu gibi içerik sitelerinin dışında FriendFeed ve Twitter vazgeçilmezler tabikide. Bu listeleri zaten ben zaman zaman SiberKültür üzerindende paylaşmaya çalışlıyorum.
Peki ben şöyle bir şey diyeceğim mesela eğer Türkçe kaynak sıkıntısı olmasa idi ben Web Deneyimlerini İngilizce açardım mesela belkide web experiments buna güzel bir isim olurdu sence nasıl olurdu İngilizce bir Web Deneyimleri, İngilizce video anlatıyorum filan
Bildiğim kadarı ile senin yaptığını İngilizce olarak yapan çok fazla kişi yok. Dolayısı ile kesinlikle farkedilirdin ama bir blog yazıcak olsan çok daha fazla rakibin olacak çok daha büyük bir kitleye hizmet veriyor olacaktın.
Video yaptığında da o şekilde olacak, çok fazla rakibin olmasa bile seni inceleyenler çok fazla olacak dolayısyla, çok daha dikkatli olman gerekiyor ve çok daha orjinal olman gerekiyorki kabul göresin.
SiberKültür’ü düşündüğümde de hani bu çok fazla rakip var demiştim ya, Alexa‘ya vs. verilerine baktığımız zaman, o rakipler SiberKültür’den daha kötü durumdalar, global yaklaşmanın öyle bir sakıncası var.
Ama Web Deneyimlerini, Türkçe yaptığın için bence alacağın getiri çok daha fazla olacak İngilizceden çünkü Türkiyede bir ilki gerçekleştirdin çünkü Türkiyede böyle bir şey yoktu, şu anda da oldukça memnunsun diye düşünüyorum gidişattan.
Evet, memnunum.
Ben açıkçası eğer Amerikaya yerleşçek olsaydım, hemen bir Apple Store’a giderdim ve oradan iMac alırdım.
Çok merak ediyorum, senin hiç böyle bir deneyimin oldumu yani MAC kullandın mı veya PC veya Mac üzerinde çalışmak adına neler söyleyebilrsin?
Ben asla bir MAC’çi olabileceğimi düşünmüyorum, çünkü ısınamıyorum, bir türlü. Tamam MAC’in arayüzleri, aletin tasarımı vs. çok güzel ama içeriğe geldiği zaman ben daima bir Windows’cu olacağım gibi gözüküyor.
Ancak yakın zamanda bir iPhone 3G almayı düşünüyorum, çünkü iPhone’ların en büyük rakibi biliyorsun BlackBerry ama ne yazıkki iPhone kadar bir verim almadığımı söyleyebilirim çok daha kullanışsız geliyor bana.
Ama şöyle bir şey söyliyim, bizimde yaptığımız şey sanırım ilk gün bir Apple Store’a girmek oldu çünkü bir türk blogdan şöyle bir şey okumuştum, kendisi Amerika’yı ziyaret ediyor, ismini hatırlamıyorum, Amerika’da bir Apple Store’a giriyor, birde, buranın daha Teknosa vari Teknosa’dan çok daha büyük bir yeri var BestBuy diye, orayı ziyaret ediyor.
BestBuy bildiğimiz Türk mantığı ile yaklaşıyor müşterilerine, hiç bir bilgisayarı doğru düzgün kullanamıyorsunuz, internet erişimi yok, telefonları kullanamıyorsunuz vs,
Ama Apple Store’da şöyle birşey var, bütün bilgisayarlar kullanıma açık, isterseniz oturun oyun oynayın, chat yapın, kimse size birşey demiyor.
Aynı şekilde iPhonelar da kullanıma açık. Mesela iPhone’dan istediğiniz birisini arayıp konuşabiliyorsunuz. Böyle güzellikleri var, dolayısıyla bu işi iyi yapıyorlar ve burda çok iyi bir kitlesi var ama iPhone dışında ben o kitleye pek dahil değilim sanırım.
Anladım, peki artık röportajımızın sonuna yaklaşıyoruz, fakat ben işte dedim “Twitter’da bir aksilik çıkmassa bu akşam SiberKültür’den Eren Emre ile bir röportaj yapıcam, sormamı istediğniz sorular varsa lütfen iletiniz” dedim,
Ahmet Alp Balkan, bir soru sormak istedi onun sorusunu şimdik iletmek istiyorum sana, “FFholic hakkında görüşleri neler? birde Ahmet Alp’in selamı var dersen mutlu olacaktır inanıyorum”
Süper
Öncelikle FFholic nedir?
FFholic, FriendFeed sitesinin istatistiklerini tutan bir sistem diyebilirim, FriendFeed’de en çok popüler neler var, onları listeleyen bir site,
Ve ilk gördüğümde şaşırmıştım çünkü hemen hemen benzer bir şey benimde aklımda vardı ve insanlar yapmış diye üzüldüm, ama sonradan öğrendimki ffholic.com, Arda Kutsal’ın projesiymiş, dolayısıyla çok şaşırdım, beklemiyordum açıkçası Türkiyeden böyle birşey çıkmasını daha global birşey zannediyordum, sitede bir kimlik bulamamakta beni şaşırtmıştı.
Arda’nın olmasına çok sevindim, güzel bir sistem umarım devamıda gelir.
Peki tamam, Eren ben çok teşekkür ederim öncelikle bu röportajı kabul ettiğin için ve bugün bize vakit ayırdığın için şu an saat sabahın 9′u sanırım orada Amerika’da
Evet, saat 9
Burada da saat 19.
Bugüne kadar bana gösterdiğin destek için çok teşekkür ederim. SiberKültür’de çok güzel paylaşımlarda bulunuyorsun, hepimiz birşeyler yapmaya çalışıyoruz bir şekilde, umarım hepimiz için yani SiberKültür olsun Yakuter olsun, işte diğer tüm bloglar olsun herkes için herşey güzel olur, insanlar başarılı projeler üretir ve Türkiye’de bir şekilde, birilerine bilgiler aktarabiliyorsak ne mutlu bize dimi?
Kesinlikle haklısın, ben sana çok teşekkür ediyorum, Web Deneyimleri gibi bir siten olduğu için böyle uğraştığın için çok başarılısın umarım devamıda gelecek
Çok teşekkürler nediyim artık görüşmek üzere diyim
Görüşürüz kendine çok iyi bak
Sende kendine çok iyi bak
Diğer Röportajlarım
Yeni röportajlarımdan haberdar olmak ve röportaj öncesi sormak istediğiniz sorular var ise bana iletmek için Twitter ya da FriendFeed yayınlarımı takip edebilirsiniz.
Yeni paylaşımlarımdan haberdar olmak için ise bir önceki paragraftaki yayınlara alternatif olarak, RSS yayınımı takip edebilirsiniz.
Başka bir paylaşımımı inceleyebilirsiniz
« Web Deneyimleri, PCnet adlı bilgisayar ve internet dergisinde
Düşüncelerinizi duymaya ihtiyacım var!
Zamanınızın çok küçük bir bölümünü ayırarak, bu form aracılığı ile yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.
Yazıya Gelen Yorumlar
1
Cihan ÖNER
09 Eylül 2008´de söylemiş
Çokk keyfli olmuş!
Fazla detaylara inmeden konuşmuşsunuz fakat bilgiler özellikle piyasaya damdan düşer gibi düşenler için eğitici olmuş. Herkese yanına bir meşrubat alıp arkasına yaslanarak dinlemesini tavsiye ederim çok keyfli
Ağzınıza yüreğinize sağlık Volkan hocam… Emre Eren ‘de bu yorumumu okuyorsa ona da selamlar…
2
Hakan Nural
09 Eylül 2008´de söylemiş
Güzel röportaj olmuş. Ellerine sağlık.
3
Halil Gökdal
09 Eylül 2008´de söylemiş
Çok güzel röportaj ve paylaşım olmuş.
Tebrik ederim.
4
Volkan Görgülü
09 Eylül 2008´de söylemiş
Teşekkürler arkadaşlar, @Cihan Öner, çok haklısın, web projeleri geliştirme işlerine girmek isteyen arkadaşlar için çok faydalı bir söyleşi oldu.
5
Eren Emre Kanal
09 Eylül 2008´de söylemiş
Volkancım röportaj için çok teşekkürler.
Arkadaşlar sizlere de yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Umarım güzel bir şeyler paylaşabilmişimdir.
6
Hakan COŞAR
10 Eylül 2008´de söylemiş
Bir solukda kesintisiz okudum. Çok keyifli ve başarılı olmuş. Deyim yerinde ise kitap gibi
Teşekkürler
7
Volkan
10 Eylül 2008´de söylemiş
Kefiyle okudum ropörtajınızı, çok güzel olmuş, güzel konulara değinmişsiniz. İkinize de teşekkürler.
8
sL1pknot
25 Aralık 2008´de söylemiş
Gerçekten çok keyifli bir röp. olmuş teşekkürler.
9
alper aydin
20 Mayıs 2009´de söylemiş
güzel raportaj eline sağlik dostum
Geri İzlemeler